ÇAĞIMIZIN YENİ HASTALIĞI: PUTA DÖNÜŞEN BENLİKLER

Ç

İçinde bulunduğumuz çağın cehaleti ile pas tutup ziyan olan ruhlarımızın arınması için puta dönüşen benliklerimizi kırmalıyız. Gönlümüze, zihnimize, benliğimize sinsice yerleşen putlardan arınmalıyız.

Geçmişte kırılan putların egemenliği günümüz insanın kendini puta dönüştürmesiyle yeniden doğdu. Etrafımızı çevreleyen ve etkisi altına alan putlaşmış benlikler, gönüller ve zihinler seçimlerimizin karşısında duran imtihanlardır. Puta dönüşen benliklerin etik değerlere karşı olan umursamaz tavrı ise hem günümüz insanının hem de gelecek nesillerin kendi yönünü tayin etmesinin önünde yıkılmaz bir duvar gibi durmaktadır.

Puta dönüşen benlikler insanın kendi yanlışını, yalanını, hırsını, bencilliğini, hatasını, kibrini, kötülüğünü, bir başkasına yaptığı haksızlığı göremez hale getirmiştir. Suç hep bir başkasınındır, bir yalan varsa muhtemelen bir başkasının yalanıdır, ortada kibirli bir davranış söz konusuysa kesinlikle bir başkasının kibridir, büyük bir kötülük ortaya çıkmışsa hep bir başkasından kaynaklıdır; bir başkasının hatası, bir başkasının günahı, bir başkasının eksikliği, bir başkasının vefasızlığı, bir başkasının yetersizliği, bir başkasının güçsüzlüğü…

Kendi benliğine kulluk eden elbette kendinde kusur bulamaz. Çünkü muhtemelen yaptığı ve yapacağı her şeyin ‘kendi içinde ve kendine göre’ mantıklı bir izahı vardır. Fakat her şeyin fazlası hem kişinin kendisi için hem de çevresindekiler için zehirdir. Ruhu şifaya muhtaç olduğu halde hastalığı ile gurur duyan o kadar çok insan var ki… Ruhlarının her bir zerresine kibir, cehalet, ben merkezcilik ve dahası yuva yapmış o kadar çok insan var ki… Kendini bir yargı merkezi olarak konumlandırıp kendine göre hatalı, eksik, günahkâr olarak belirlediği kişilere öğüt veren o kadar çok insan var ki

Her insan önce kendini tedavi etmeli ve üzerine yapışan zehirlerden arınmalıdır. Bir başkasına uzattığımız yardım eli ancak bu doğrultuda anlam kazanır. Kendi önyargı bulutunda yaşayan bir insan nasıl olur da ayağı yere basan insanların hissettiklerini idrak edip olaylar ve kişiler ile hemhal olabilir?

Bir başkasının hatasını, günahını, eksikliğini ve yanlışını büyük bir keyif ve rahatlıkla gören gözler kendi hatasına, günahına, eksikliğine, yanlışına karşı ise vurdumduymaz, sorumsuz ve lakayt bir tavır içerisinde. Bir başkasının hatasını yayan diller kendi hatasına dilsiz, bir başkasının günahını duyan kulaklar kendi günahına sağır, bir başkasının eksikliğini gören gözler kendi eksikliğine kör. 

Hiçbirimiz bir başkasından üstün değiliz. Her birimizin hayat yolculuğu ve bu yolculuk esnasında karşılaştığı engeller, zorluklar, mutluluklar, sevinçler, hüzünler farklı ve kendine özgü. Herkesin bir derdi, bir yenilgisi, bir kırgınlığı var, herkes bilmediğimiz ve tahmin bile edemeyeceğimiz bir imtihanın içerisinde. Kimi yaralar gözle görülürken kimi yaraların sesi dahi çıkmaz. Sessiz yaralara sahip kişilerin ise özünde kaç kalp ve hayal kırıklığı kaç gözyaşı olduğunu tahayyül dahi edemeyiz. Tüm bunlar bizlere nezaketin, inceliğin, anlayışın, hoşgörünün ne kadar elzem ve önemli olduğunu hatırlatıyor. Birbirimize gerçekten ulaşmak istiyorsak birbirimizi gerçekten anlamak istiyorsak önce hissetmemiz gerekir. 

İçinde bulunduğumuz çağın cehaleti ile pas tutup ziyan olan ruhlarımızın arınması için puta dönüşen benliklerimizi kırmalıyız. Gönlümüze, zihnimize, benliğimize sinsice yerleşen putlardan arınmalıyız.

Arınmak için evvela talepkar olmalıyız. Sabırla ve büyük bir sebat ile talep etmeliyiz. Ümitsizlik kervanına katılan biçare yolcular gibi yalpalayıp telaşa düştüğümüz vakit ise Rabbimizin her şeye gücünün yeteceği düşüncesine sığınıp yola devam etmeliyiz. Ancak bu doğrultuda putlarımızdan arınabiliriz.

Neticede fani hayatın fani insanlarıyız; nefes aldığımız müddetçe bir kalbi kırmak yerine bir kalbi kazanmalıyız, bir umudu yerle bir etmek yerine bin umut tohumu ekmeliyiz, kederli bir yüreğe şifa olmalıyız. İyi olmak gerek iyi kalmak gerek şeytani duygulara ve heveslere geçit vermemek gerek.

‘‘Bir şey yap, güzel olsun.

Çok mu zor?

O vakit güzel bir şey söyle.

Dilin mi dönmüyor?

Güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.

Beceremez misin?

Öyleyse güzel bir şeye başla.

Ama hep güzel şeyler olsun.

Çünkü her insan ölecek yaşta…

Geç kalmayasın[1].’’


[1] Şems-i Tebrizî.

Yazar Hakkında

1 Yorum

  • Hayatımın her evresinden şu ana vesile olan kişiler sıkıntılar boşuna deyilmiş bunu anlıyorum ben hayatım buyunca sabrettim Allah ıma olan inancım için sevdiklerim uğruna bir ömür kendimi unuttum bu saatten itibaren beni uyandıran hayatımdaki herkese tüm ulumsuzluklara teşekkürler ve güle güle ve kendimden özür dilerim yeniden kendim için sadece hayatımda değeri hakkeden insanlar hayvanlar doğa ve dünyamızı vatanımızı kurumak için hakkettiğim bir güzel yaşam içerisinde vede çocuklarımıza hem örnek hem sahip çıkmak için bulluk bereket aşk ve ve dünyaya sevgi yaymak için varım evet evet evet ❤️

Ece Kesici

Website

Merhaba! Hello! Здравствуйте!

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .