TURGENYEV’İN EBEDİ, EDEBİ VE İMKANSIZ İLK AŞK’I

T

Kalbim kopacak gibi vuruyordu. Hem çok mahcup, hem sevinçliydim. Şimdiye kadar hissetmediğim bir heyecan duyuyordum.

Ivan Sergeyeviç Turgenyev[1].

Özgün ismi Первая любовь (Pervaya Lyubov) olan kitap Türkçe’ye İlk Aşk olarak çevrilmiştir. Oktay Rıfat tarafından çevrilen eserde Turgenyev, Vladimir Petroviç’in komşu kızı Zinayida’ya olan nahif aşkını, karakterlerin çevresinde gelişen olayları ve aşkın insan üzerindeki derin etkisini anlatıyor. Petroviç Zinayida’ya aşık olurken Zinayida da çevresini saran ilgiden bitap düşmüş halde gerçek bir aşkı arıyor. Turgenyev, birçok farklı kavram üzerinden de aşkı irdeliyor. Turgenyev’in yer yer Puşkin’in şiirlerine-şiir kahramanına ve Shakespeare’in tragedya-tragedya kahramanına atıfta bulunması ile eser his dünyamızı şiddetli bir biçimde etkiliyor. Bilhassa Puşkin’in Gürcistan Tepelerinde isimli şiirinin ‘’Kalp tekrar yanar, tekrar sever, sevmemek elde değil ki’’ mısraları, insanı bin bir farklı düşüncenin tam ortasında sözsüz ve takatsiz bırakıyor.

Hakikaten sevmemek elde değil ki, yazgının bizim için tasarladığına karşı çıkmak, baş kaldırmak maalesef mümkün değil. Şu kısacık hayatımızda birçok farklı duygu ile karşı karşıya kalıyoruz; fakat aşk dediğimiz duygu tüm duyguların üstünde ve tüm duygulardan azade. Aşkı herhangi bir şekilde tanımlayamazsınız, bir kalıba koyamazsınız eğer tanımlayabiliyorsanız, anlatabiliyorsanız, ifade edebiliyorsanız o hissettiğiniz aşk değildir. Çünkü aşk, insanı sözsüz bir biçareye dönüştürüyor ne dilimiz anlatabiliyor hislerimizi ne kalemimiz el veriyor yüreğimizi dağlayan o şeyi anlatmaya.

İnsan, dilinin dönmediği o derdi, izahı mümkün olmayan o kederi hiçbir yere de bırakmak istemiyor, her nefes alışta yüreği yakan o derdi, her düşünüşte zavallı kalbi tarumar eden o sıkıntıyı, perişan olan bir benliğin, kederli bir yüreğin, olur olmaz dalıp giden gözlerin sebebi olan o derdi bırakmak istemiyor. Karşı konulmaz bir kuvvettir o derde sürükleyen, cüz-i iradenin yenildiği külli iradenin kader diye sunduğu o imkânsız aşkı bırakamıyorsunuz.  

Aşkla hemhal olan her insan Vladimir Petroviç’de kendinden bir şeyler bulabilir. O, bize imkânsız aşkını derin bir çaresizlik içinde anlatıyor. V.Petroviç imkânsız aşkı Zinayida’ya sevdalandığını anladığı an çekeceği acılara da yürekten kucak açıyor. Tıpkı bizler gibi. Bazen hikâyenin sonunun nereye varacağını, nasıl biteceğini bilmemize rağmen bir aşkın peşinde bütün hayatımızı feda edebiliyoruz. Sanırım bu sebepten Petroviç’in babası mektubunda şu satırlara yer veriyor: ‘’Oğlum aşktan kork! Bu saadetten, bu zehirden kork…’’

Aşk, devasını özünde muhafaza eden dert.

Her birimiz aslında V.Petroviç gibi ürkek bir bekleyiş içerisindeyiz. Beklemenin vermiş olduğu o ıstırap bizi tıpkı Petroviç gibi nefessiz bırakıyor. Kalbimiz, aşka ram olurken aynı zamanda ölüm fermanını imzalıyor. Kavuşmanın hasreti ile yangın yerine dönen kalbimiz aslında bir muammanın esiri haline geliyor. Tıpkı bizler gibi Petroviç’in de ilk aşkı ile olan sonu şaşırtıcı ve hüzünlü bir biçimde noktalanıyor. 

Roman çok hüzünlü bir şekilde bizlere veda ediyor. Romanın barındırdığı hüzün bizlere hayal kırıklıklarımızı anımsatıyor. Her birimizin hikayesi bir başka fakat her birimizin acıları bir o kadar benzer.

Mutlu sonlara inanan nahif insanlar, mutlaka İlk Aşk’ı okumalısınız.


[1] Ivan Sergeyeviç Turgenyev, İlk Aşk, Everest Yayınları, 2014, s.14.

Yazar Hakkında

Yorum Ekle

Ece Kesici

Website

Merhaba! Hello! Здравствуйте!

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .