ENERJİ SEKTÖRÜNDE YENİ İKTİDARLARIN DOĞUŞU: TÜRKİYE – AZERBAYCAN ENERJİ İLİŞKİLERİ

E

Her ülke layık olduğu hükümeti alır.

Aristoteles

Enerji kaynakları önemini koruyarak ve güçlendirerek geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Bilhassa Sanayi Devrimi ve ardından yaşanan gelişmeler birçok sektörde enerjiye olan gereksinimin ne denli ehemmiyet arz ettiğini kanıtlamıştır. Enerji kaynaklarına gereksinimin seneler içerisinde artması ile devletler iç ve dış politikalarında enerjiye daha fazla önem vermeye başlamıştır. Bilhassa dış politikada kritik bir husus haline gelen enerji devletlerin birbirleriyle olan temaslarına da menfi yahut müspet bir biçimde tesir etmiştir.

Enerji kaynaklarının bir ülkenin toprakları içinde var olması ya da yok olması o ülkenin enerji ve diğer alanlardaki ilişkilerine olumlu veya olumsuz etkide bulunmaktadır. Enerji kaynaklarını elinde bulunduran ülkelerin dış politikada enerji kartını stratejik temelli kullanması uluslararası alanda gerçekleştirmiş olduğu veya gerçekleştireceği ilişkilerinde de avantajlı konumda bulunmasına olanak tanımaktadır. Enerji kaynakları üzerinden devletlerin birbirleriyle olan rekabeti dengelerin her daim menfaat temelli değişime uğramasına ve uluslararası ilişkilerin sıklıkla farklı güzergahlarda ilerlemesine neden olmuştur.

Küresel arenanın enerji devlerinin verimli enerji sahaları olan Orta Doğu, Orta Asya, Hazar Bölgesi ve keşfedilen yeni alanlar üzerinde izlemiş oldukları politikalar uluslararası enerji ilişkilerinin geleceğinin komplike bir düzlem üzerinden ilerleyeceğinin sinyallerini vermektedir.

Enerji savaşımında Türkiye’nin yer alacağı konum ve belirleyeceği politika ise enerji ilişkilerinin yönünün tayin edilmesi bakımından mühimdir. Türkiye’nin enerji alanında bilhassa Azerbaycan ve Rusya ile gerçekleştirmiş olduğu projelerin stratejik mahiyette olması Türkiye’nin enerji rekabetindeki statüsünün zaman içinde olumlu bir seyir takip ettiğinin ispatı niteliğindedir. Türkiye stratejik olarak önem arz eden konumunu uluslararası projeler ile daha da kuvvetlendirmiştir.

Gelişen, büyüyen ve istikrarlı bir güzergahta ilerleyen Türkiye’nin enerji alanındaki stratejik yol haritasının tezahürü olan TANAP ve TÜRKAKIM projeleri Türkiye’nin enerji akışında kilit rol oynamasını destekleyici olmuştur. Türkiye’nin enerji alanındaki hedefleri yalnızca uluslararası projelerin gerçekleştirmesiyle sınırlı kalmamış aynı zamanda enerji üretiminin yerli ve milli kaynaklar ile sağlanması hususunda da önemli atılımlar gerçekleştirmiştir.

Türkiye’nin ekonomik alanda, siyasal alanda, teknolojik alanda, askeri alanda gerçekleştirmiş olduğu mega hedefler dış politikanın ve uluslararası ilişkilerin seyrini olumlu yönde etkilemiştir. Aktif, etkili ve bağımsız dış politikası ile nüfuz alanından çıkan Türkiye’nin enerji alanında da göstermiş olduğu mücadele menfaat temelli yapıları ve devletleri oldukça rahatsız etmiştir. Türkiye, dışarıdan ve içeriden gelen her türlü olumsuz, bağımsızlığı tehlikeye düşürecek girişimi engelleyerek yeni Türkiye’nin toprakları içinde ve toprakları dışında ne denli etkin ve bağımsız politikalar izleyeceğini kanıtlamıştır.

Türkiye’nin istikrarlı büyüme ve ilerleme dönemine girmesi bölgesel ve küresel çaptaki iş birliklerinin önünü açmıştır. Türkiye’nin bölge üzerinde dengeleri değiştirici bir unsur olarak ortaya çıkması küresel arenadaki güçler ile olan ilişkilerine de yansımıştır. Özellikle Türkiye’nin eşitlikçi, ahlaki, çok yönlü ve bağımsız dış politika çizgisi ile tesis etmiş olduğu diplomatik temaslarını geliştirmiş ve ilerletmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Eylül 2016 yılında BM’deki ‘’Dünya beşten büyüktür’’ açıklaması Türkiye’nin küresel sistem içerisindeki duruşunu göstermiştir. Türkiye bölgesel ve küresel sistem içerisindeki konumunu askeri, politik, ekonomik, teknolojik ve sosyo-kültürel faaliyetleri ve ilişkileri ile güçlendirmiştir.

Türkiye’nin her alanda büyümeyi ve gelişmeyi hedefleyen politikası enerji sektöründeki çalışmaları da destekler nitelikte olmuştur. Büyüyen Türkiye’nin enerjiye olan gereksinimi de paralel bir biçimde artış göstermektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin enerji alanında yapacağı hamleler mevcut durumun kaderini belirleyecek önemdedir. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü dışarıdan karşılayan Türkiye’nin yeni enerji politikaları ile hedeflenen enerjide dışarıya bağımlılığın önüne geçilmesi olmuştur. Stratejik açıdan önem arz eden bir coğrafyaya hükmeden Türkiye etkin bir aktör olarak uluslararası enerji sistemindeki yerini almıştır.

Bu bağlamda Türkiye’nin kurmuş olduğu enerji ilişkileri milli menfaatlerin ön planda tutularak karşılıklı kazanç ilkesi ile ilerlemiştir. Bilhassa Azerbaycan ile tesis edilen enerji iş birliği iki kardeş devletin enerji sektöründeki dengeleri değiştirmesine yol açmıştır. Türkiye ile Azerbaycan’ın enerji atılımı her iki devletin küresel sistem içerisindeki konumunu olumlu yönde değiştirmiştir.

Azerbaycan ile kurulan enerji ittifakının yanı sıra Türkiye’nin Rusya ile tesis etmiş olduğu enerji ilişkileri de Türkiye’nin enerji sektöründeki gelişimine katkı sağlamıştır. Bilhassa Türk Akım Doğal Gaz Boru Hattı ile Türkiye’nin coğrafyasının stratejik önemi artmıştır. Türkiye’nin Azerbaycan ve Rusya ile uluslararası ölçekte projelere imza atmasının olumlu neticeleri olduğu gibi olası olumsuz neticeleri de beraberinde getirmektedir. Doğal gaz boru hatlarının geçiş güzergahları potansiyel çatışma alanları olarak bilinmektedir[1]. Bunun sebebi ise bölge üzerinde istikrarsızlık ve huzursuzluk ortamı yaratarak ulusların birbirleriyle olan ilişkilerini sekteye uğratmaktır.

Bu açıdan bakıldığı takdirde enerji güvenliği, devletlerin politikalarında son derece önemli bir konu haline gelmiştir. Enerjinin uluslararası ilişkilerde önemli bir konu haline gelmesi enerjiye olan ihtiyacın yüksek miktarlara çıkmasından kaynaklanmaktadır. Devletlerin birbirleriyle olan anlaşmazlıklarının ve savaşımlarının odak noktası haline gelen enerji, jeostratejik aktörleri bölge üzerinde etkin politikalar izlemeye ve bölge üzerindeki ilişkileri de aynı doğrultuda yürütmeye sevk etmiştir. Bölgesel ve küresel aktörlerin enerjinin çıkarılmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci takip ve yönlendirme isteği dünyada enerjiye olan ihtiyacın seneler içerisinde artış göstermesinden ileri gelmiştir.

Jeostratejik aktörlerin enerji ve enerji bölgeleri üzerinde nüfuz kurma ve hüküm verme isteğinin bir diğer sebebi ise enerji ihtiyacı içerisinde bulunan aktörlerin enerji arz güvenliğini tesis etme zorunluluğundan kaynaklanmıştır. Bu bağlamda da Hazar Bölgesi üzerine geliştirilen politikaların alt metninde barındırmış olduğu güç mücadelesinin enerjiye ihtiyaç duyulduğu müddetçe devam edeceği aşikardır. Dış politikada stratejik bir unsur olarak yer alan enerji kaynakları ve enerji kaynaklarının geçeceği güzergahlar, uluslararası ilişkilerin seyrinin de hangi yönde olacağını belirlemektedir.

Türkiye de Azerbaycan ve Rusya ile tesis etmiş olduğu enerji ilişkilerine etkin, çok yönlü ve stratejik bir yol haritası ile başlamıştır. Türkiye’nin uzun vadeli enerji politikalarının bir neticesi olarak ortaya çıkan enerji yollarının Türkiye’nin yalnızca enerji koridoru olmadığının aynı zamanda enerji merkezi haline geldiğinin göstergesidir. Türkiye hem uluslararası ölçekte enerji projelerine imza atarken hem de topraklarındaki enerji kaynaklarının çıkarılmasına ve verimliliğinin artırılmasına yönelik de faaliyetlerine hız kesmeden devam etmektedir.

Türkiye ve Azerbaycan Enerji İlişkilerinin Yeni Dönemi: TANAP

İki kardeş devlet olan Türkiye ve Azerbaycan’ın dostluk ve kardeşlik temelli ilişkilerinin arka planındaki köklü ortak geçmiş, iki devlet arasındaki siyasi, ekonomik ve sosyal temasların geleceğinin de hangi rotada ilerleyeceğinin ipuçlarını vermektedir[2].

Türkiye ve Azerbaycan dostluk ve kardeşlik ilişkilerini enerji alanına da taşıyarak asrın antlaşmasının imzalanmasının ardından Bakü – Tiflis – Ceyhan Petrol Hattından geçecek enerji üretimine başlamıştır. Her ne kadar BTC Hattı’na yönelik Rusya Federasyonu’nun olumsuz tutumları ve Azerbaycan’a yönelik siyasi ve askeri önlemlerin alınacağına ve uygulanacağına dair açıklamaları projenin gidişatına menfi tesir etmişse de Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, ABD devlet başkanlarının bir araya gelerek imzaladıkları İstanbul Beyannamesi projenin uluslararası arenada da önem arz ettiğinin ve onaylandığının göstergesi olmuştur[3].

BTC Hattı’nın önemli aktörlerce desteklenmesi Azeri petrolünün yanı sıra Hazar Bölgesi’nde üretilecek enerjinin de güvenilir, ekonomik açıdan uygun ve çevreye uygun vasıta ile dünya pazarına nakledilmesinin önündeki engeller ortadan kalkmıştır. BTC’nin ardından Bakü – Tiflis – Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı’nın inşasına yönelik Türkiye ve Azerbaycan arasında çalışmalar başlamıştır. BTE Hattı ile Şah Deniz enerji sahasında üretilecek doğal gazın Türkiye’ye akışı sağlanmıştır[4].

Bu doğrultuda da Türkiye ve Azerbaycan’ın enerji ilişkileri yıllar içeresinde kuvvetlenerek devam etmiştir. Türkiye hem enerji ihtiyacını Azerbaycan vasıtasıyla karşılamış hem de enerjiyi dünya pazarına ulaştırmada önemli bir aktör olarak yer almıştır. Türkiye’nin Azerbaycan ile olan enerji ittifakından Azerbaycan da son derece kazançlı çıkmıştır. Verimli doğal gaz ve petrole sahip olan Azerbaycan, Sovyet döneminde karşılaşmış olduğu adaletsizliklerin üstesinden gelmiştir. Bilhassa Sovyet Rusya’nın endüstri alanlarında kullanılmak ve Kızıl Ordu’nun enerji ihtiyacını karşılamak üzere Azerbaycan petrolüne haksız bir şekilde ve değerinin altında el koyması Azerbaycan’a o dönemlerde sıkıntı yaratmıştır[5].

Azerbaycan SSCB’nin ortadan kalkmasıyla her alanda tam bağımsızlık sloganı ile enerji alanında da bağımsız politikalar belirlemiştir. Bu bağlamda Türkiye ile olan ilişkileri de stratejik bir derinlik kazanmıştır. Bağımsızlığın ardından Azerbaycan’ın Türkiye ile kurmuş olduğu yakın ilişkinden mütevellit Azerbaycan Rusya’nın göz hapsinde bulunmuştur, bu durum günümüzde de devam etmektedir. Azerbaycan bölgedeki en önemli müttefiki olan Türkiye ile olan ilişkilerini çok yönlü ve kapsamı geniş bir şekilde sürdürme gayretindedir. Bu doğrultuda da Türkiye ve Azerbaycan enerji ilişkilerinin yeni döneme girdiğinin habercisi olan TANAP, uluslararası kamuoyunda ilgi ile takip edilmiştir.

Avrupa’ya enerji transferinde önemli bir aktör olan Rusya’dan sonra verimli petrol ve doğal gaz kaynaklarını farklı enerji güzergahları vasıtasıyla Avrupa’ya ihraç etme arayışı içerisinde olan Azerbaycan için TANAP oldukça stratejik bir mahiyettedir. Türkiye ve Azerbaycan’ın stratejik ortaklığının bir neticesi olarak ortaya çıkan TANAP, bölge üzerindeki dengeleri bir hayli sarsmış ve bölge coğrafyası rekabet ortamının tekrar alevlenmesine şahit olmuştur[6].

Küresel arenadaki enerji denkleminde önemli bir aktör haline gelen Türkiye ve Azerbaycan’ın çok yönlü politikaları hem ekonomik alanda hem siyasi alanda hem de uluslararası ilişkilerde müspet etkilerini göstermektedir. TANAP vasıtasıyla Azerbaycan Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayarak dünya enerji pazarında önemli bir faktör olarak yer alırken Türkiye de enerji transferinde ve uluslararası enerji sektöründeki yerini geçmişten günümüze kuvvetlendirmiştir.

Yeni projeler ve faaliyetler neticesinde Türkiye enerjiyi nakleden ülke konumundan enerji ticareti yapabilen ülke konumuna gelecektir.

TANAP ve benzeri projeler sadece ekonomik olarak yarar sağlayan projeler değildir. Türkiye’nin proje kapsamındaki devletler ile ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel ilişkilerinin şekillenmesi ve gelişmesi açısından da önemlidir.

Türkiye ve Azerbaycan arasında gerçekleşen bu projeler stratejik ortaklık vurgusunu ortaya çıkarmakla birlikte ilerleyen dönemlerde de bu tarz ikili ilişkileri kuvvetlendirici hamlelerin ve yatırım projelerinin habercisidir[7].


[1] Michael T. Klare, Kaynak Savaşları, Devin Yayıncılık, İstanbul, 2005, ss. 137 – 141.

[2] Hasan Alibeyli, ‘’Azerbaycan – Türkiye Dostluk İlişkilerinin Temel İlkeleri’’, I. Türkiye – Azerbaycan İlişkileri ve Gelecek Perspektifi Çalıştayı Tebliğler, 24 – 25 Mayıs 2012, Ankara, 2016, ss. 36 – 37.

[3] Cebi Bahramov, ‘’Hazar Petrolü ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Arasında Stratejik İşbirliğinin Temel Yönleri’’, I. Türkiye – Azerbaycan İlişkileri ve Gelecek Perspektifi Çalıştayı Tebliğler, 24 – 25 Mayıs 2012, Ankara, 2016, ss. 16 – 17.

[4] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Doğal Gaz Boru Hatları ve Projeleri, https://enerji.gov.tr/bilgi-merkezi-dogal-gaz-boru-hatlari-ve-projeleri, Erişim Tarihi: 09.10.2020.

[5] Mehmet Saray, Quzey və Güney Azərbaycan Türklerinin Tarixi, Şərq – Qərb, Bakı, 2010, ss. 11.

[6] Emel İlter, Hülya Kınık, Türkiye’nin Enerji Denklemi: Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı ve Türk Akımı, Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, 2017, ss. 191.

[7] Gülnaz Ece Kesici, ‘’Türkiye’nin Enerji İhtiyacını Kardeş Cumhuriyetler Yerine Rusya ve İran’dan Temin Etmesinin Nedenleri’’, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2020), s. 79.

Yazar Hakkında

Yorum Ekle

Ece Kesici

Website

Merhaba! Hello! Здравствуйте!

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .