Yazdıklarıyla Harikalar Yaratmış Dostoyevski’nin İlk Romanı: İnsancıklar

Y

Fakat şimdi derin bir düşünce aldı beni, tekrar keder kapladı içimi. Ah, ne olacak benim sonum? Geleceğim ne olacak? Böylesine belirsiz, geleceği tasarlayamadan, ona dair hiçbir şey sezemeden yaşamak ne berbat bir şey….
Dostoyevski

Özgün ismi Бедные люди (Bednyye lyudi)* olan kitap Türkçe’ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. Romanın en dikkat çekici noktası son derece yalın bir dille kaleme alınmasıdır. İçeriğin direkt olarak duygulara nüfuz etmesi de tamamıyla Dostoveyski’nin kullanmış olduğu içten üsluptan ileri gelmektedir. Romandaki kahramanların birbirlerine olan samimi ve cana yakın hitap tarzları da kahramanlara yönelik bir sempati oluşumuna ön ayak olmaktadır. Kahramanların içerisinde bulundukları yoksulluk, çaresizlik, hastalıklar ve ölümler dönemin Rusya’sını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.   

Roman, Prens V. F. Odoyevski’nin şu satırları ile başlar: ‘’Ah şu masal anlatıcıları!.. Faydalı, güzel, insanın içini ışıtacak konulardan söz etmezler de iç karartacak ne kadar boş şey varsa onları sererler ortaya. Eğer yapabilseydim yazmalarını yasaklardım onların. Hem ne yazıyorlar onlar öyle! Okurken takılıp kalıyor insan, kafası da karışıyor aslında. Demiştim ya, yapabilsem yazmalarını yasaklardım onların. Resmen yasaklardım!’’

Kitap, daha o ilk satırları okurken kalbimi bütünüyle ele geçirdi ve ben de kendimi romanın kahramanlarının yanı başında buldum. Tıpkı kadere teslim olan kendini ona bırakan ve mutlu sonlara inanan benliğim gibi. Kitabın sayfaları arasında mutlu sonu gözyaşları ile beklerken gerçekliğin acımasızlığı son sayfalara doğru kendini gösterdi. Her ne kadar Makar ve Varvara’nın hüzünlü bir şekilde neticelenecek olan ilişkisini tahmin etsem de aralarındaki o benzersiz ve kendilerine has bağları beni kitaba bağladı.

Hüzünlü yüreklerin kendilerine has hikayeleri olur, işte bu romanın da kendine has bir hüznü var.

Dostoyevski, Makar Alekseyeviç ve Varvara Dobroselova’nın birbirleri ile olan mektuplaşmalarını, o nahif bağlarını öyle bir işlemiş ki, öyle ilmek ilmek dokumuş ki insan bu durumun içinde kendini tamamıyla kaybedebilir. Hitaplarındaki o inceliğin ve ruha dokunan kelimelerin karşısında gözyaşlarım hiçbir surette kayıtsız kalamazdı -ki kalamadı da. Sanırım Makar ve Varvara’nın mektuplaşmalarına duyduğum yakınlık, hassasiyet kimi zamansa acıma aslında kahramanlarda kendimi veya herhangi sıradan, kendi halinde birini görmemdendi.    

Bir buruk hikayeydi aralarında geçenler ve öyle de kaldı… Kimi zaman ‘’Yazgı bana başka hangi oyunları hazırlıyor acaba?’’ diyen Varvara’nın kimi zaman da ‘’Her anımsayışım kederle dolduruyor kalbimi, hayat kimi zaman çok zalim oluyor doğrusu’’ diyen Makar’ın serzenişinde buldum kendimi.

Kitabın son satırlarını okurken ‘’böyle bitmemeliydi’’ demiştim. Hakikaten de böyle bitmemeliydi. Fakat roman, hayatın küçük bir sahnesinin anlatımı gibiydi, gerçek bir sona ihtiyacı vardı ve bu sonda ayrılıktı. Nasıl ki Varvara yazgısına karşı boyun eğerek Makar’a ‘’Hıçkırarak ağlamak istiyorum. Hıçkırıklarım boğazımda düğüm düğüm. Elveda… Ne çok kederliyim, Tanrım!’’ satırlarını yazdı, işte bizlerde zaman zaman elimizde olmadan hayatın bize sunmuş olduğu acı olaylar karşısında bir iki satır hüzünlü fakat tamamıyla içten cümleler kurabiliyoruz. İnsan, yaşadığı şu kısacık hayatında hikayesinin mutlu sonla bitmesini ister. İnsan, her zaman bir muammanın kölesi olarak yaşar, bir belirsizliğin peşinden günlerce aylarca hatta yıllarca koşar… İnsan, mutlu sonu arar baktığı her şeyde gittiği her yerde… Fakat mutlu sonlara meftun olan insan, büyük bir enkaz ile yoluna devam eder. Bu yüzden Makar’ın Varvara’ya olan öğüdünü her daim kalbimizin ve aklımızın bir köşesinde muhafaza edelim: ‘’Aklınızı başınıza alın, boş hayallerden, fikirlerden sıyrılın.’’ Gerçeklerle yüzleşmek kalbimizi kederle dolduran hayalleri ve hisleri anımsamaktan evladır.

Biliyorum, nasihat vermekten kolayı yoktur bu dünyada, insan nasıl olur da hislerini ve hayallerini susturabilir, nasıl olur da ruhunun meylettiğine dönüp de sırtını gidebilir? Bir hissi nasıl olur da söküp atabilirsiniz yüreğinizden, yüreğiniz bir yangın yerine dönüşmüşken? Belki de yapmamız gereken tek şey teslimiyet.

Ah, mutlu sonlara inanan nahif insanlar, mutlaka okumalısınız.


[1] Dostoyevski, İnsancıklar, Roman Yayınları, İstanbul, 2017, s.10.

*  ‘’Бедные’’ yoksul, zavallı, fakir anlamlarına gelmekte olup  ‘’люди’’ de insanlar anlamına gelmektedir.

Yazar Hakkında

Yorum Ekle

Ece Kesici

Website

Merhaba! Hello! Здравствуйте!

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .